Beden dismorfik bozukluk ilk kez Emil Kraepelin tarafından yaklaşık 100 yıl önce “dysmorphophobia” adı altında tanımlanmıştır. Bu bozukluğu gösteren hastalar tamamen normal ya da normale yakın görünüme sahip olmalarına karşın vücutlarının bir bölümünün çirkin ve dikkat çekici olduğuna inanan ve bundan ciddi rahatsızlık duyan insanlardır. Zihinleri zamanın önemli bir kısmında bu düşünce ile meşguldür. Yeterince çekici olmadıkları, hatta itici olduklarına inanırlar. Ufak tefek bedeni kusurlarını (örenk: kepçe kulaklı olmak, kemerli veya iri bir buruna sahip olmak, hafif kilolu olmak, baseni geniş olmak, iri ya da küçük göğüslü olmak, sivilceli olmak, beni olmak vb.) gözlerinde büyütürler. Zihinleri hep bu kusurları ile uğraşır. Giyim ve makyaj teknikleri ile bu kusurlarını kapatmaya çalışırlar. Kusurlarından utanç duydukları için sosyal ve mesleki aktivitelerden kaçınma eğilimi gösterirler, hatta agorafobide olduğu gibi eve kapanan hastalar olabilir. Bazen plastik (estetik) ameliyatlarla bu kusurlarından kurtulmak isteyenler de olabilir. Ameliyat olanlar arasında sonuçtan tatmin olmayanlar çoktur. Çoğu zaman neticeden memnun olmak bir yana pişman olurlar. Tekrar tekrar ameliyat girişimlerinde bulunurlar. Bu hastalar içerisinde intihar girişiminde bulunanlar, intihar sonucu yaşamını yitirenler olabilir.

Aşağıda beden dismorfik bozuklukla ilgili tanı ölçütleri gösterilmektedir.

Beden Dismorfik Bozukluk Tanı Ölçütleri

  • Kişinin görünümündeki hayali bir kusur ile uğraşıp durması. Gerçekten hafif bir kusuru varsa bile kişinin bu kusuru ile ilgili kaygısı ve buna verdiği önem belirgin şekilde abartılıdır.
  • Bu uğraş kişide sosyal ve mesleki işlev kaybına neden olur.