Hipomani atağı
Hipomani, mani durumunun hafif şekildir. Hipomanik kişinin enerjisi artmıştır. Mizacı kabarmıştır. Öfori halindedir. Uyku gereksinimi azalmıştır. Bu durum genellikle hastalığın başlangıç döneminde görülür ve ileride gelişecek mani ataklarının habercisidir. Bir grup hasta ise (hipomani atağı geliştirenlerin yaklaşık %50 kadarı) sürekli hipomani atakları yaşar. Bu kişilerde mani atakları gelişmez. Bunlar aşağıda belirtildiği gibi hastalığın “Tip II” olarak bilinen formunu oluştururlar.
Mani atağı
Hipomani atağı tırmandıkça kişide enerji ve aktivite artışı daha da belirginleşir. Dinlenme ve uyku gereksinimi ileri derecede azalmıştır. Düşünceleri zihninde adeta yarışırcasına hızlıdır. Bu durum konuşmasına yansır. Konuşmasının tempo ve ritmi artmıştır. Çok konuşur. Ses tonu yüksektir. Kendinden emin ve çevresindekileri küçümser bir havası vardır. Yaşamdan aldığı zevk artmıştır. Genellikle neşeli olmakla birlikte özellikle engellendiğinde ani öfkelenmeleri olabilir. Sosyobilitesi artmıştır. İnsanlarla çabuk samimi olur. Ataktır. Girişimciliği artmıştır. Sürekli projeler üretir. Ev dışında geçirdiği vakit artmıştır. Gezmeye tozmaya, eğlenceye çok vakit ayırır. Dürtü kontrolü bozulduğundan isteklerini kontrol edemez. Davranışlarını aklı değil, hevesleri belirler. Karşı cinse ilgisi artmıştır. Cinsel istek ve gücü de artmıştır. Bu durum erkeklerde taciz davranışlarına, kadınlarda ise seçkisiz cinsel deneyimler yaşama eğilimine neden olabilir. Dürtü kontrol bozukluğu ekonomik alanda da sorun yaratabilir. Hasta heveslerini gemleyemediğinden hoşuna giden her şeyi satın alma eğilimi gösterir. Bütçesinin uygun olup olmadığına bakmaksızın alış veriş yapar. Aşırı borçlanabilir. Sonuç olarak manik hasta çevresinin tüm uyarılarına ve sınırlama girişimlerine karşın hayatı dolu dizgin yaşamayı sürdürür. Mani tablosuna bazen psikotik belirtiler de eşlik edebilir. Psikotik manide en çok megalomanik sanrılar görülür.
Depresyon atağı
Depresyonda en temel olgu kişinin enerjisindeki azalmadır. Pek çok depressif hasta kendini “pili bitmiş gibi” hisseder ve tanımlar. Enerji azlığı başlıca iki olguya neden olur: “isteksizlik” ve “yavaşlama”. İsteksizlik ve yavaşlama, yaşamın her alanında kendini gösterir.
Fizyolojik alanda: uyku ve iştah bozuklukları, cinsel isteksizlik ve güçsüzlük, kabızlık, ağız kuruluğu ve hareketlerde yavaşlama görülebilir. Depresyon için tipik olan uyku bozukluğu “erken sabah uykusuzluğu” şeklindedir. Uykuya dalmada pek güçlük çekmeyen hasta sabaha karşı uyanır ve bir daha da uyuyamaz. Şiddetli anksiyete (sıkıntı/bunaltı) ile birlikte uykusuz geçen bu saatler hasta için günün en kötü saatleridir. Nadiren aşırı uyuma da olabilir. Depressif hastaların iştahlarında ender olarak aşırılık olmakla birlikte daha çok iştahsızlık görülür. Yemeden içmeden kesilen pek çok hasta hızla kilo kaybeder.
Psikolojik alanda: en önde gelen olgu yaşamdan alınan zevkin azalması/kaybolması halidir. Anhedoni denilen bu durum depressif ruh halinin başlıca göstergesidir. Eskiden zevk aldığı pek çok iş ve uğraş, kişiye zevk vermediği gibi adeta eziyet olur. Kolaylıkla üstesinden geldiği işler gözünde büyür, külfet gibi gelmeye başlar. Kişinin ruh haline neşesizlik ve keyifsizlik hakim olur, sık sık ağlama görülebilir. Depresyondaki kişinin kendine verdiği değer azalır. Kendine olumsuz özellikler atfeder. Aptaldır, çirkindir, beceriksizdir, işe yaramazdır vb. Benlik saygısında düşme olur. Kendini sevilmeye sayılmaya değer bulmaz. Bu nedenle kendine güveni de azalır. Karasız olur. Günlük sıradan işlerde bile (giyinmek için kıyafet seçimi, hangi yemeğin yapılacağı vb.) karar vermesi zorlaşır. Geçmişteki ufak tefek hatalarını büyütür. Bunları tekrar tekrar hatırlar ve pişmanlık, suçluluk hatta günahkarlık düşüncelerine boğulur. Geleceğe yönelik karamsardır. Çaresizlik ve umutsuzluk benliğini kaplar, “sanki gün günden kötü gelecek” ya da “her şey kötüye gidecek” beklentisi içindedir. Yaşamı o kadar çekilmez bulabilir ki, bu duygu ölüm düşüncelerine, ölme isteğine, hatta intihar düşünce ve girişimine neden olabilir.
Sosyal alanda: ise en tipik olgu içe kapanma “kabuğuna çekilme” halidir. Depressif kişi insanlardan uzaklaşır. eş-dost, arkadaş ve akrabaları ile görüşmek istemez. Kendisini arayanları bahaneler bulup atlatmaya çalışır. Az konuşur. Giyim-kuşamına özen göstermez. Aynı kıyafetle günlerce dolaşabilir. Banyo yapmak, tıraş olmak, makyaj yapmak gibi basit işleri bile, zor geldiğinden yapamayabilir. Öz bakımını ihmal edebilir.
