Şizofreni gibi bipolar bozukluk da oluşumunda biyolojik faktörlerin ön planda olduğu bir hastalıktır. Psikolojik ve sosyal faktörler hastalığın nedeni olmaktan çok seyri üzerine etkili gibi gözükmektedir.
-
Genetik
-
Bipolar bozukluk tanılı hastaların birinci dereceden akrabalarında herhangi bir duygudurum bozukluğu görülme oranı, genel nüfusa oranla 5-10 kat daha fazladır.
-
Anne ve babası bipolar bozukluk tanılı çocuklarda hastalık gelişme riski %60 civarındadır.
-
Konkordans oranı tek yumurta ikizlerinde %65, tek yumurta ikizlerinde ise %14 civarındadır.
-
Bipolar bozukluk büyük bir olasılıkla “tek gen anormalliğine” bağlı değildir. Çok genle geçiş gösteren bir hastalık olma olasılığı çok yüksektir.
-
Değişik hastalar farklı gen anormalliklerine sahip oldukları halde benzer tablolar sergiliyor olabilir (genetik heterojenite).
-
-
Patofizyoloji
-
Beyinde yapısal anormallikler
-
Ventriküllerde genişleme
-
Ventrikül/beyin oranının artması
-
-
Beyinde işlevsel değişiklikler
-
PET, SPECT ve fMRI gibi ileri teknoloji ürünü beyin görüntüleme teknikleri ile yapılan incelemelerde hastaların bir bölümünde beyin aktivitesinin depresyon atağı sırasında yavaşladığı, mani atağı sırasında ise arttığı belirlenmiştir.
-
-
Biyokimyasal değişiklikler
-
Bipolar bozukluğu olan hastalarda bazı nörotransmitter sistemlerinde bozukluk olduğuna ilişkin ipuçları vardır. Dopamin aktivitesindeki artış mani ile, azalma ise depresyon ile ilişkili bulunmuştur. Serotonin aktivitesinin hastalığın her iki döneminde de azaldığı belirlenmiştir. GABA, asetilkolin ve glutamat hastalıkta rol oynaması muhtemel diğer nörotransmitterler olarak gözükmektedirler. Her ne kadar bu sistemlerin hastalıktaki işlevleri ile ilgili yapılan çalışmalarda çelişkili sonuçlar elde edilmekte ise de, tedavide kullanılan ilaçlar bu sistemler üzerine etki ettiğinden şu ya da bu şekilde hastalığın etyolojisinde bu sistemlerin rol oynaması olasılığı çok kuvvetlidir.
-
-
