Şizofreni süregen karakterli, ağır bir beyin bozukluğudur. Cinsiyet, ırk, kültür, coğrafi bölge, sosyal ve ekonomik farklılık göstermeksizin dünyanın her tarafında, nüfusun yaklaşık %1 kadarını etkiler. Bu oranı dikkate aldığımızda Türkiye’de yaklaşık 750 bin şizofreni hastası olduğu düşünülebilir. Genellikle geç ergenlik ve erken erişkinlik döneminde (15-25 yaş arası) başlar ve kişiyi yaşamı boyunca etkiler. Otuzlu hele de kırklı yaşlardan sonra başlaması son derecede nadirdir. Tipik olarak “remisyon ve relaps” dönemleri ile karakterize bir seyir gösterir. Bu özelliği ile yüksek tansiyon, şeker, astım, ülser, romatizma vb. diğer dahili hastalıklardan farklı değildir. Alevlenme dönemlerinin süresi genellikle birkaç hafta ile birkaç ay arasında değişir. Yirmili ve otuzlu yaşlardaki alevlenmeler oldukça ağır seyreder. Alevlenme dönemleri, (hasta tedavi edilsin ya da edilmesin) yatışma ile sonlanır. Ancak yatışma gerçekleştiğinde hasta alevlenme öncesi işlevsellik düzeyinin biraz daha altında bir işlevsellik düzeyine geriler. İşlev kaybının olabildiğince az olması için atakların iyi tedavi edilmesi ve yeni atak gelişiminin önlenmesi çok önemlidir. Bu nedenle alevlenmeler sırasında ve sonrasında yapılacak medikal ve psikolojik tedavilerle işlev kaybı minimalize edilmeye çalışılır. Hastalık ellili yaşlardan sonra her iki cinste de ılıman bir seyir göstermeye başlar. Alevlenmeler giderek daha seyrek ve daha hafif olur. Şizofreni, erkek hastalarda, kadınlara göre hem daha erken başlar hem de daha ağır seyreder.